Solucanlar ve Üremelerine Dair

17 Mart 2015
1.925 kez görüntülendi

Solucanlar ve Üremelerine Dair

Solucanlar ve Üremelerine Dair

Merak Ettikleriniz:

Solucanlarda Çiftleşme ve Üreme!

“Solucanlarda çiftleşme ve üremenin altında yatan mekanizma nedir ve nasıl işlemektedir?”

Duymak İstedikleriniz:

solucanların üremesiSolucanlar, daha önce birçok yerde de belirtildiği gibi, hermafrodit (çift cinsiyetli) canlılardır. Fakat bu demek değildir ki, solucanlar üreyebilmek için kendi kendilerine yeterler. Tam tersi solucanların üremeleri iki ayrı ferdin birliği esasına dayanmaktadır. Karşılıklı sperm transferi olmaksızın çiftleşme ve üreme gerçekleşemez.

Solucanlar bir araya geldiklerinde birbirlerine zıt yönlerde (baş-kıç) olacak biçimde kenetlenerek karşısındaki solucana sperm transferinde bulunurlar. Transfer edilen spermler yumurtaları dölleyinceye kadar “sprem torbasında” depolanır.

Çiftleşme sonrası, ne zamanki solucanlar karşısındaki solucandan (veya belki de birden fazla solucandan) sperm alarak, sperm torbasında depolar, işte o zaman söz konusu depolanan spermler bitinceye kadar yumurtaların döllenmesi ve kokon oluşumu zamanı gelmiş demektir. Bu nedenle teknik olarak çiftleşme ve döllenme iki ayrı aşamadır.

Döllenen yumurtalar, mukusumsu bir tabaka ile kaplanır ve bu tabaka ve içindeki döllenmiş yumurtalar solucanın vücudu oyunca hareket ederek zamanla sertleşir, her iki ucu mühürlenerek kapanır ve küçük bir limon şeklini alarak solucanın ağzından dışarı atılır. Atılan bu şey, içinde birden fazla döllenmiş yumurta barındıran ve adına KOKON dediğimiz şeydir. Hemen bu noktada hatırlatmak gerekir ki, “kokon” ile “yumurta” aynı şey demek değildir. Kokon içinde döllenmiş yumurta barındıran şeydir.

Solucanların “sürekli” ya da en azından “yarı-sürekli” üretici reaktörleri olduğu düşünülmektedir. Yani solucanlar yılın sadece belli bir zamanında değil, yılın herhangi bir zamanında üremeye devam edebilirler. Ebette ki bu durum ısı, nem ve yiyecek kaynağı gibi çevresel koşullara bağlıdır.

Bu nedenle kış aylarına göre, baharda ve yaz aylarında daha çok üremenin meydana gelmesine şaşırmamak lazımdır (sıcaklık etkeni). Ayrıca farklı solucan türleri tarafından üretilen kokonların sayısı bakımında makul bir ölçüde değişkenlik mevcuttur. Genel olarak konuşursak, çevresel koşullardan kolaylıkla etkilenen habitatlarda yaşayan solucan türleri, “daha güvenli” habitatlarda yaşayan solucan türlerine nazaran daha çok kokon üretmektedir.

Bu durum, daha çok geçici habitatlar olan gübre ve kompost yığınında yaşayan Kırmızı Kaliforniya Solucanının (Eisenia fetida) neden örneğin, zamanının çoğunluğunu toprağın derinlerinde geçiren Lumbricus terrestris türüne nazaran daha yüksek bir hızda ve sayıda ürediğini açıklamaktadır. Hatta farklı kompost solucanları arasında bile, üretilen kokon sayısı ve bu kokonlardan çıkan yavru sayısı bakımından bir miktar değişiklik söz konusudur.

Bu noktada yine hatırlatmak isterim ki, bir solucan türünün çok fazla kokon üretmesi demek, bu kokonlardan çok fazla yavru elde edebileceğimiz anlamına gelmemektedir. Örneğin Neuhauser ark. (1988) tarafından yapılan bir çalışmaya göre, arıtma çamuru içinde yetiştirilen farklı kompost solucanları türleri üzerine inceleme yapılmıştır. Buna göre Kırmızı solucanlar (Eisenia fetida) ve European Nightcrawlers (Eisenia hortensis – Avrupa Geceyürüyenleri) türü solucanlar sırasıyla, yetişkin başına her hafta ortalama 6 ve 5 kokon üretmektedir. Fakat diğer taraftan Mavi Solucanlar (Blue Worms -Perionyx excavatus) türü solucan ise yetişkin başına haftalık 24 kokon üretmektedir.

Şaşırtıcı bir biçimde, E. fetida ve E. hortensis türü solucanlarının net üreme oranları, kokonlarından daha fazla sayıda yavru çıkardıkları için,  P. excavatus türü solucanın ortalamasından daha yüksek çıkmıştır (E. fetida and E. hortensis için sırasıyla 3.2 ve 3.8 iken, P. excavatus için 0.5). Bu arada bu çalışmanın tek bir yiyecek türü üzerinde yapılmış olan tek bir çalışma olduğunu göz artı etmemek lazım. Zira solucanların üreme oranlarını etkileyen birçok farklı etmen söz konusudur.

Bununla beraber Dr  Edwards’ın (1988) 25 C sıcaklıkta, hayvan gübresi ve sebze atıklarıyla yaptığı bir başka çalışmada ise daha farklı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Buna göre, farklı bir yem kaynağı ile yapılan bu yeni çalışmaya göre, P. excavatus türü solucan,  E. fetida veya E. hortensis türü solucanlara göre daha fazla sayıda kokon üretmiştir (sırasıyla 19.5, 3.8 ve 1.6). Fakat aynı zamanda P. excavatus türü solucanın her bir kokon başına yavru çıkarma oranı 1.1 iken, (E. fetida ve E. hortensis için ise sırasıyla  3.3 ve 1.1), bu yeni çalışmada öncekine göre P. excavatus türü solucan belirgin bir biçimde daha fazla yavru üretmiştir.

Atık kağıtlar ve solucanlar

Atık kağıtlar ve solucanlar

İlginçtir ki, (her ne kadar, hayvan gübresi gibi “ideal” büyümeyi sağlayan bazı gıdaların aynı zamanda yüksek üreme oranını da sağladığı sıklıkla görülse de) solucanın büyümesi için ideal olan yem malzemesi, solucanın azami sayıda çoğalması için her zaman aynı ölçüde ideal olamamaktadır. Kağıt ve karton atıkları bunun en başta gelen örneğidir. solucanlar

Kokon üretiminin belirgin bir şekilde daha fazla olmasının mümkün kılan kağıt ve karton atıkları genellikle, yüksek azot içeren atıklara nazaran daha az besin sunmaktadır. Bu arada hemen belirtmek isterim ki, bu konunun Türkiye koşulları ve Türkiye’de elde edebileceğimiz atık türleri baz alınarak üniversitelerde akademik olarak araştırılması ve hangi tür atıkta ne oranda kokon üretiminin gerçekleştiğinin ortaya konması faydalı olacaktır. Solucanlar üzerine çalışmak isteyen genç akademisyenlerin ve öğrencilerin dikkatine sunulur.

Yurt dışında yapılan bir çalışmada, deneme amaçlı olarak kullanılan kısa elyaf kağıt çamurunun inanılmaz yoğunlukta kokon üretimini teşvik ettiği görülmüştür (ayrı bir deney olarak kullanılan evsel atık ve gübre karışımı uygulamasında elde edilen kokon sayısından belirgin bir biçimde çok daha fazla kokon elde edilmiştir.) Ancak bu arada solucanların boyutlarının, diğer uygulamalardaki solucanlara göre daha küçük oldukları görülmüştür. Yani özetle diyebiliriz ki, üremeyi sağlayan unsurlar beslenmeyi  olumsuz etkilerken, tam tersi yönde beslenmeyi destekleyen unsurlar da üremeyi olumsuz etkilemektedir.

Sıcaklık konusuna gelince, solucanların büyümesi için gereken optimal sıcaklık, üremeleri için gerekenden daha fazladır. Dr. Edwards (1988)  E. fetida türü solucan için en yüksek büyüme oranının 25 C sıcaklıkta gerçekleştiğini belirtirken, optimal üreme sıcaklığı aralığının ise 15-20 C arasında olduğunu belirtmektedir. Benzer şekilde, Reinecke ve Kriel (1981) adlı araştırmacılar da, sıcaklığın 10 C dereceden 25 C dereceye yükseltilmesi durumunda E. fetida türünde kokon üretiminin doğrusal olarak arttığını belirtmişler ancak diğer yandan, 20 C sıcaklıkta her bir kokondan çıkan yavru solucan sayısının da, 25 C sıcaklıktakine göre daha fazla olduğunu ortaya koymuşlar. Yani özetle, sıcaklık arttıkça kokon üretimi artıyor fakat kokonlardan çıkan yavru sayısı azalıyor.

Yani şunu söylemek mümkündür, net üreme daha düşük sıcaklıklarda daha fazla olmaktadır, çünkü sıcaklığın düşmesi, özellikle de sonbaharda, solucanlar tarafından zor zamanların geleceğinin bir işareti olarak algılanmaktadır. Bu da onları daha fazla üremeye teşvik etmektedir. Zira unutmayın ki, bir kokon bir solucanın kendisinden çok daha fazla bir biçimde olumsuz koşullara dayanabilmektedir.

Yine benzer bir biçimde nem oranının düşürülmesi de, yine gelecek kaygısından dolayı, solucanların daha fazla üremesini teşvik edebilmektedir (Parmalee & Crossley, 1988). Tabi burada bir yanılgıya düşmemeye dikkat etmek gerekir; nemin düşülmesi derken, sistemin neredeyse tamamen kurutulması ile maksimum düzeyde kokon elde edebileceğimiz anlamına gelmez. Ancak doğru oranları elde etmek için üzerinde çalışılması gereken bir başka konu olabilir.

Solucanlar ve Üremelerine Dair Konusuna Ait Etiketler

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


*

Yukarı Çık Yandex.Metrica